Anasayfa / Kararlar / 2026/1452 E.
Karar · Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Sahte senet iddiasıyla açılan menfi tespitte takip, HMK 209 ile tedbiren durdurulabilir
Özet
Kambiyo senedine dayalı takip başlatıldıktan sonra sahtelik iddiasıyla açılan menfi tespit davalarında, HMK 209/1 uyarınca takibin ihtiyati tedbirle durdurulup durdurulamayacağı konusunda bölge adliye mahkemelerinin kesin kararları arasında çelişki doğmuş ve uyuşmazlığın giderilmesi istenmiştir. Bir kısım daireler İİK 72/3'ün özel hüküm olduğunu ve takipten sonra açılan davada takibin durdurulamayacağını kabul ederken, diğerleri HMK 209 ve ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İİK'da HMK'nın ihtiyati tedbir hükümlerinin uygulanmasını yasaklayan bir düzenleme bulunmadığını belirterek, sahteliğin alacaklı hakkında ceza davası, savcılıkça alınan rapor gibi somut olgularla yaklaşık olarak ispatlanması ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin gözetilmesi şartıyla takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilebileceğine karar vermiştir.
Uygulamaya etkisi
Borçlu, sahte senede dayalı takibe karşı yalnızca iddiayla değil, ceza soruşturması, savcılık raporu gibi somut delillerle başvurursa menfi tespit davasında takibi durdurtabilir. Alacaklı ise senede ilişkin ciddi bir sahtelik soruşturması varsa takibin bu yolla durabileceğini hesaba katmalıdır.
In English
Regional appeal courts had given conflicting final rulings on whether, once enforcement on a bill of exchange or promissory note has started, a debtor who sues for a declaration of non-liability on the ground that the instrument is forged can obtain an interim order stopping the enforcement. Some courts said the Enforcement and Bankruptcy Code's rule on such actions (which, after enforcement has begun, only allows the money to be held back against security) excludes this; others applied the Code of Civil Procedure rule that a document whose signature is denied cannot be relied on until the issue is decided. In a binding conflict-resolution decision, the Court of Cassation held that an interim order stopping the enforcement is possible, but only where the debtor shows forgery with strong prima facie evidence, such as criminal proceedings against the creditor or an expert report obtained by the prosecutor, and with the interests of both sides weighed. Practical point: a creditor relying on a negotiable instrument should expect enforcement to be halted if a credible forgery complaint is pending, while a mere allegation is not enough.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Bu kapsamda özellikle vurgulanmak gerekir ki menfi tespit davası İİK'da düzenlendiğinden ihtiyati tedbir yönünden öncelikle bu hükmün uygulanması menfi tespit davasının özelliği gereğidir. Bununla birlikte menfi tespit davasında, HMK'nın 209. maddesi bakımından, ihtiyati tedbiri genel olarak düzenleyen HMK'nın 289 ve devamı maddelerinin özellikle de 390. maddesinde düzenlenen "...(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır..." hükmünün uygulanmasını yasaklayan İİK'da bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle menfi tespit davası açıldıktan sonra sahte bir belgenin dayanak alınıp kişilerin mağduriyetinin artırılması sorununun çözümü bakımından talep halinde HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerinin uygulanması gündeme geldiğinde dayanılan belgenin sahteliğinin tam bir "yaklaşık ispatı" gösteren şekilde alacaklı hakkında bir ceza davası bulunması veya dava açılmamış olsa bile iddia edilen sahtelik nedeniyle tutuklanması, cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturmada rapor alınması gibi somut olguların olması (delil ve emarelerin buluması) halinde alacaklı ve borçlunun menfaat dengesi ilkeleri de gözetildiğinde HMK'nın 309. maddesinin uygulama yeri bulacağının kabulü gerekir.
Kambiyo senedine dayalı olarak takip başlatıldıktan sonra, sahtecilik iddiasına dayanılarak açılan menfî tespit davasının kendiliğinden icra takibini durdurması konusunda uygulamada ve doktrinde duyulan temel endişe kötüniyetli borçluların dayanağı bulunmayan sahtelik davası ile kambiyo senetlerine özgü takibin yarıda kalması/sonuca ulaşmamasına sebebiyet vermesi ihtimalidir. HMK'nın 209. maddesi hükmü ile sahte belgelere dayalı olarak aleyhine icra takibi yapılan, dava açılan iyiniyetli kişiler korunmak istenirken Kanun Koyucu, alacaklının menfaatini koruyacak düzenlemeye de 209. maddenin üçüncü fıkrasındaki "...Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir..." hükmünde yer vermiştir. Böylece kambiyo senedine dayalı olarak takip yapan alacaklının hem de sahtelik iddiasında bulunan borçlunun menfaat dengesinin gözetildiği görülmektedir.
Sonuç: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldıktan sonra, sahtecilik iddiasına dayalı olarak açılan menfî tespit davalarında, HMK'nın 209/1 hükmü uyarınca takibin durdurulması yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilmesinin belirtilen hal ve şartlarda mümkün olduğunun kabulü ile Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu doğrultuda giderilmesine 11.05.2026 tarihinde 5235 sayılı Kanun'un 35/4 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.