Anasayfa / Kararlar / 2025/6442 E.
Karar · Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Kapanan krediye kefil olan, imzası olmayan yeni kredi sözleşmesinden sorumlu değil
Özet
Davacı şirket, dava dışı şirketin 2008 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olmuş; bu kredi 2011 yılı başında ödenerek hesap kapatılmıştır. Banka aynı borçluyla 01.02.2011 tarihinde davacının imzası bulunmayan yeni ve daha yüksek limitli bir genel kredi sözleşmesi imzalamış, bu sözleşmeden doğan borç için davacı aleyhine kefil sıfatıyla takip başlatmıştır. Mahkeme, ilk sözleşmeden doğan borcun sona erdiğini, yeni sözleşmede davacının imzası ve muvafakati bulunmadığını belirterek davacının her iki sözleşmeden de borçlu olmadığını tespit etmiş, kötüniyet tazminatı talebini ise somut delil bulunmadığından reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmiş, Yargıtay da kararı onamıştır.
Uygulamaya etkisi
Banka, kapatılan kredinin kefilini, imzası olmayan yeni bir genel kredi sözleşmesinin borcundan önceki sözleşmenin devamı olduğu gerekçesiyle sorumlu tutamaz; yeni sözleşme için ayrı kefalet gerekir. Kefil ise menfi tespit davasında kazanmış olsa bile alacaklının kötüniyetini somut delillerle ispat etmedikçe İİK 72/5 tazminatı alamaz.
In English
A company had guaranteed a bank loan of another company under a 2008 general loan agreement; that loan was repaid and the account closed in January 2011. A few weeks later the bank signed a new, larger general loan agreement with the same borrower, which the guarantor never signed, and later started enforcement against the guarantor for the new debts. The courts held that the guarantor owed nothing under either agreement, because the first debt had been paid off and there was no evidence that the guarantor had consented to or known about the new agreement; its claim for bad-faith compensation was, however, rejected for lack of concrete evidence of bad faith. The Court of Cassation upheld this. Practical point: a lender cannot treat a new loan agreement as a continuation of an earlier, fully repaid one in order to hold the earlier guarantor liable; a fresh guarantee is needed.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Karar metninde ilk derece mahkemesinin gerekçesi şöyle aktarılmıştır: davacının [dava dışı şirketin] 08.08.2008 tarihinde kullanmış olduğu 125.000,00 TL tutarlı krediye kefil olduğu, 13.01.2011 tarihinde kredi borcunun ve cari hesabın kapatıldığı, daha sonra dava dışı firma ile banka arasında 01.02.2011 tarihinde 1.000.000,00 TL tutarlı yeni GKS imzalandığı, 01.02.2011 tarihinde yeniden başka bir cari hesap açıldığı, 02.02.2011 tarihinden itibaren muhtelif tarih ve miktarlarda kredi kullandırıldığı, 31.03.2016 tarihinde kredi borcunun takibe aktarıldığı, bu şekilde cari hesabın kapatıldığı, davacının bu GKS'nde herhangi bir kefilliği, borçluluğu ve imzası bulunmadığı, davacının 01.02.2011 tarihli GKS'den sorumlu tutulamayacağı, davalı, önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olduğundan 01.02.2011 tarihli GKS'den de davacının sorumlu tutulacağını savunmuş ise de, ilk GKS'de ve sonrasında davacının buna dair muvafakatının ve bilgisinin olduğu yönünden bir delil bulunmadığı.
İlk derece mahkemesi ayrıca, davacının banka kayıtları ve bilirkişi raporuyla 08.08.2008 tarihli GKS'den kaynaklanan borcun sona erdiğinin tespit edildiği, 01.02.2011 tarihli GKS'de ise imzasının dahi bulunmadığı ve sorumlu olmayacağı kanaatine varıldığını; davacı tarafından İİK'nın 72/5 hükmüne istinaden tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalının savunmaları karşısında takibin kötüniyetli olduğuna dair dosyada herhangi somut delil bulunmadığını belirtmiştir.
Yargıtay ise yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varmıştır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca onanmasına, 01.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.