Anasayfa / Kararlar / 2026/41 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Aynı takipte kesinleşen icra mahkemesi kararı sonraki şikayette kesin hükümdür
Özet
Borçlu, ipoteğe dayalı ilamlı takipte icra emri ve dayanak belgelerin usulsüz tebliğ edildiğini ve müşterek ipotekli diğer taşınmazların takibe konu edilmediğini ileri sürerek takibin iptalini istemiş; şikayet ilk derece ve istinaf aşamasında esastan reddedilmiştir. Yargıtay, aynı taraflar ve aynı takip dosyası hakkında başka bir icra mahkemesinin daha önce takibin borçlu yönünden iptaline karar verdiğini ve bu kararın 07.04.2026'da kesinleştiğini tespit etmiştir. Kesinleşmiş önceki kararın sonraki şikayete karşı kesin hüküm oluşturduğunu, bu nedenle şikayetin esastan değil HMK 114/1-i uyarınca usulden reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Uygulamaya etkisi
İcra mahkemesi kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmasa da, aynı takip, aynı taraflar ve aynı konuda kesinleşen karar sonraki şikayeti bağlar. Taraflar, aynı takip dosyasında açılmış başka şikayetleri ve bunların kesinleşme durumunu mahkemeye bildirmeli; mükerrer başvurular usulden reddedilir.
In English
In a mortgage enforcement, the debtor complained that the payment order and supporting documents had not been properly served and that other jointly mortgaged properties had been left out, and asked for the proceeding to be cancelled; the lower courts rejected the complaint on the merits. Meanwhile, another enforcement court had already cancelled the same proceeding for the same debtor in an earlier complaint, and that decision became final in April 2026. The Court of Cassation held that, although enforcement court decisions normally do not have full res judicata effect, a final decision between the same parties, in the same proceeding and on the same subject binds later complaints, so the second complaint had to be dismissed on procedural grounds. Practical point: before filing or defending a complaint, check whether the same issue has already been decided in that enforcement file.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İcra Mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonraki şikayet yönünden birbirlerine karşı kesin hüküm teşkil ederler.
HMK'nın 303/1. maddesinde; "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." şeklinde düzenlemiştir. Öte yandan; HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, kesin hükmün varlığı halinde HMK'nın 115/2. maddesi, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulde reddedilmesini zorunlu kılmıştır.
Somut olayda, tarafları ve takip dosyası aynı olan Ankara 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 31.12.2024 tarih, 2024/372 Esas ve 2024/353 Kararı ile hesap kat ihtarının usulsüz tebliği ve sair şikayetler ile anılan takibin iptali istemli dosyada şikayetin kabulü ile şikayete konu takibin şikayetçi yönünden iptaline karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine hükmedildiği ve anılan kararın taraflarca temyizi neticesinde Dairemizce; RED-ONAMA ile 07.04.2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan ilk icra mahkemesi kararının, temyiz incelemesine konu işbu şikayet yönünden kesin hüküm teşkil edeceği açıktır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince şikayetin HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Şikayetçi borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.